Dokuz yılda beş yüz cep telefonu
Şimdiye kadar kaç cep telefonu değiştirdiniz? Beş, on, yirmi? Çinli Zhang Yi dokuz yılda tam beş yüz cep telefonu almış ancak aldığı telefonların hiç biri onu tatmin etmemiş olacak ki hala telefon almaya devam ediyor. İlk telefonunu 1998 yılında henüz 15 yaşındayken alan Zhang Yi aldığı telefonları altı aydan daha kısa bir süre içinde değiştiriyormuş.
İlgili yazılar:
Cep telefonu almadan önce danışın!
3G’ye beş kala
2007′nin balonu iPhone mu?
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz RSS aracılığıyla abone olarak gelecekte eklenecek yazıları da kolayca okuyabilirsiniz.
Siteniz için alternatif alanadı
Çok istediğiniz bir alan adı var ama siz bu alan adını bir başkası aldığı için kullanamıyorsunuz. Xona.com altında yer alan Domain Hacks aracıyla almak isteyipte alamadığınız alan adlarının benzerlerini alabilirsiniz. Örneğin podcast içerikli bir site hazırlayacaksınız ve bu ismin akılda kalmasını istiyorsunuz. podcast için com, net ya da org uzantılarının hepsi dolu olduğu için domain hacks aracını kullanarak podcast için alternatif domain adları türetebilirsiniz.
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz RSS aracılığıyla abone olarak gelecekte eklenecek yazıları da kolayca okuyabilirsiniz.
Youtube kapandı sıra sizin sitenizde
Artık sağır sultan bile duydu youtube karşılıklı atışmalar sonucunda yayınlanan bir videodan ötürü kapandı. Youtube’un sansürlenmesi sadece teknoloji sitelerinde değil bu haberi es geçmeyen tüm sitelerde yüzlerce yorum alan bir haber oldu.
Hem bir çok kulanıcı tarafından hem de sitenin kapanma kararını verenler tarafından yanlış anlaşılan bir kaç nokta var. Kullanıcıların büyük bir kısmı sitenin Türk Telekomun iradesiyle kapandığı yönünde bir bilgiye sahip. Oysa Türk Telekom sadece bu kararın uygulayıcısı, şimdi youtube yazdığınızda karşılacağınız ekranda da görebileceğiniz gibi kararı veren ve kararın uygulanmasını isteyen İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi.
Sitenin kapanma kararını verenlerin anlamadığıysa internetin, iletişimin ve bilgi çağının ne olduğu. Youtube’un bu konuda kusuru vardır yoktur konumuz bu değil. Konumuz iletişim çağında yaşadığımız bu trajikomik olay. Sansür çözüm değil, hiçbir zaman da olmadı. Bilgi çağı naraları attığımız okulları, evleri internetle donattığımız şu dönemde sansürlemekten başka bir çözümümüz yoksa oturup bazı şeyleri baştan düşünelim.

Eğer Elektronik Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi ile 2559 ve 2937 Sayılı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı yasalaşırsa, elektronik ortamda işlenen belirli suçların içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden önlenmesine ilişkin ilke ve yöntemleri düzenlemek amacıyla Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde “Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı adı altında bir başkanlık oluşturulacak. Sitenizde Türk Ceza Kanununda yer alan; Çocukların cinsel istismarı (madde 103, fıkra 1), 2) Müstehcenlik (madde 226), Fuhuş (madde 227), İntihara yönlendirme (madde 84), Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228), Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190), suçlarını oluşturan bir içerik varsa siteniz bu başkanlık tarafından engellenebilecek. Sadece siteye erişim kesilmekle kalmayacak 10 bin YTL’ye kadar para cezası ve 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası da verilebilecek.
Tasarının mecliste tartışıldığı bu günlerde yotube’un sansürlenmesi gelecekteki site kapatmaların yanında kısa zamanda unutulup gideceğe benziyor. Biz internet kullanıcılarına ise daha geç olmadan bir seçim yapmak düşüyor…
Insomnia Radyo Türkiye yayında
Rss okuyucumun azizliğine uğrayarak haberi 3 gün gecikmeyle görsem de yazmadan edemiyorum. Türker bir süre önce bahsettiği Insomnia Radyo’nun Türkiye ayağını başlatmış. Podcast nedir ne değildir bilmeyenler daha önce şurada hazırlanan rehbere bakabilir. Yaklaşık yarım saatlik program hem Türkçe hem de İngilizce yayınlanıyor. Türkiye’de her ne kadar podcast yeterli ilgiyi görmese de yurt dışında ciddi bir dinleyici kitlesi var. Dolayısıyla bu program Türk müziğini sadece dünyaya değil aynı zamanda bize de tanıtmak için güzel bir araç. İlk bölümünde beş amatör gruba yer verilen programda benim favorim Boom Sheka Nena adlı parçasıyla Sinem oldu. Bu yarım saatlik müzik ziyafetine ortak olmak isterseniz turkey.insomniaradio.net/shar/irturkiye1.mp3 (33,8Mb)adresinden programı indirebilirsiniz. Eğer sizin de bir grubunuz ya da amatör müzik yapan tanıdıklarınız varsa buradaki sayfadan Türker’le iletişime geçebilirsiniz.
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz RSS aracılığıyla abone olarak gelecekte eklenecek yazıları da kolayca okuyabilirsiniz.
Internet bağlantısı olmayan bir bilgisayarla ne yapılır
Eğer bilgisayarı sadece internet için kullanıyorsanız internet bağlantınız yokken yapabileceklerinizi hiç düşündünüz mü? Internet bağlantısı bütün bir gün boyunca kesilen bu arkadaş bir nevi acil eylem planı yaparak bu süre içinde bilgisayar başında yapılabileceklerin bir listesini oluşturmuş. Hazırladığı listenin başında bookmarkları düzenlemek geliyor ancak bookmarlarınız çok anlamlı değilse (sayfanın içeriğini hatırlamıyorsanız) sayfayı görmeden organize etmek oldukça güç.
İkinci sıradaysa kullanılmayan programların silinmesi öneriliyor. Böylece hem disk alanımızı genişletecek hem registry kayıtlarımızı azaltacak hem de defrag ve scandisk süresini kısaltacağız.
Bilgisayarı temizlemek, fanları kontrol etmek üçüncü sırada yer alıyor. Eğer bir ev hayvanı besliyorsanız bu işlemi ayda bir kez yapmanız öneriliyor.
Blogunuz için bir sonraki yazıyı hazırlamanız dördüncü sırada yer alıyor ancak yazacağınız konu hakkında bir ön araştırma yapmak isterseniz yine internet bağlantısına gereksinim duyuyorsunuz.
Beşinci sırada ise bilgisayar için bakım progamlarını çalıştırmanız öneriliyor. Şisen registry için registry optimizer gibi araçları kullanmak yararlı olabiliyor.
Aslında tehlikeli olabilcek bir madde yer alıyor listenin sonunda. Sahip olduğunuz sitelerin, e-posta adreslerinin, adsense ve türevi para kazandığınız sistemlerin kullanıcı ad ve şifrelerini bir yere yazmanız; bu konuda bir yakınınızı bilgilendirmeniz öneriliyor.
İnternet bağlantınız yokken siz neler yapıyorsunuz? Önerilerinizi bekliyoruz.
Joost üzerine notlar
Daha önceleri The Venice Project adı ile tanıdığımız Joost üzerine uzun zamandır yazmak istesem de programı indirip kullanabilmek için gerekli olan davetiyeye bir türlü sahip olamadığımdan bu yazı yaklaşık üç ay sonraya ertelendi. Joost ekibinin iki gün önce beta kullanıcılarına yeni davetiyeleri göndermesiyle ben de davetiye sahibi oldum. Daha önceki davetiye isteğimi unutmayarak davetiye gönderen Türker‘e bir kez daha teşekkürler.
Lafı uzatmadan henüz deneme fırsatı bulamayanlar için Joost’u kurulum aşamasından başlayarak tanıtmaya çalışalım. Yazıda yer alan ekran görüntülerini orjinal boyutlarında görmek için üzerine tıklamanız gerekiyor.
Joost‘un 9,38mb büyüklüğündeki kurulum dosyasını çalıştırmak için tıkladığınızda önce dosyalar açılıyor ve hemen ardından kurulum sihirbazı sisteminizin Joost’u çalıştırmak için yeterli konfigürasyona sahip olup olmadığını söylüyor. Eğer yeterli konfigürasyona sahipseniz Next butonuna tıklayıp bir sonraki adıma geçiyorsunuz. Joost’u çalıştırmak için kullandığım bilgisayarın ekran kartı paylaşımlı olduğundan bilgisayar Joost’un istediği sistem gereksinimlerini karşılayamadı. Ancak bu yüklemenin gerçekleşmeyeceği anlamına gelmiyor. Hatta en altta yükleme işlemine devam etmenizi öneririz gibi bir ifade yer alıyor.
İkinci adımda programın nereye yükleneceğini yükleme işlemi bittikten sonra Joost’u başlatmak isteyip istemediğinizi seçiyorsunuz. İkinci adımda son olarak yapmanız gerekense kullanıcı sözleşmesini okuyup onaylamanız.
Üçüncü adımda mail adresinizi ilgili alana yazıyorsunuz. Mail adresini alana yazdıktan sonra install butonuna basarak programı
yüklüyorsunuz.

Program yüklenirken eğer kullandığınız firewall alarm verirse uygun bir kural oluşturup joost’un sunucuya bağlanma isteğine isteğine onay vermelisiniz.
Joost kurulum işleminin hemen ardından tüm ekranı kaplıyor. İlk olarak Joost şifrenizi girmeniz gereken bir ekranla karşılaşıyorsunuz. Joost, şifrenizi doğrulamak için sunucuya bağlanıyor.
Eğer bu adımda internet bağlantınız yoksa program aşağıdaki imajda görebileceğiniz hatayı veriyor ve şifrenizi tekrar denemeniz için bir önceki ekrana geri dönmek yerine sizi programdan çıkmaya zorluyor.
Şifreniz onaylandıktan sonra sizi karşılayan açılış ekranı.
MTV’den seçtiğim bir program. Altta yer alan ekran görüntüsünde de görebileceğiniz gibi Joost üzerinden izlediğiniz programları oylayabiliyorsunuz. Ayrıca programı izlerken diğer kullanıcılarla sohbet etme imkanınız da var. Joost’un sunduğu widgetler sayesinde programı istediğiniz gibi özelleştirebiliyorsunuz.

Programın kurulumu kadar kullanımı da basit ancak program ayarlarının yapıldığı sistem menüsü altında yer alan başlıkların
tekrar etmesi ilk anda bir kafa karışıklığına yol açıyor.
Daha fazla ekran görüntüsü için flickr üzerinde oluşturduğum sete bakabilirsiniz.
Notlar
- Joost’ta yer alan programların görüntü kalitesi çok kaliteli olmamakla birlikte kareler akarken izleyeni rahatsız edecek kadar takılmıyor.
- Hesabınızla Joost’u birden fazla bilgisayara kurabiliyorsunuz.
- Her geçen gün yeni bir kanal Joost’a katılıyor ve henüz Joost’un ne kadar genişleyebileceğini tahmin etmek de oldukça güç.
- Joost aynı zamanda tam bir kota canavarı. Yaklaşık 7 saatlik bir Joost seansı sonunda 3gb’lık kotanızın hepsini gözden çıkartmak zorundasınız.
- Eğer Joost geniş kitlelere ulaşacaksa bilgisayardan çıkıp Apple TV ve TiVO gibi ürünlerin yanında saf tutmalı zira kimse yayılarak televizyon izlemek varken bilgisayar karşısında televizyon izleme zahmetine katlanmaz.
Davetiye İsteyen?
Joost’u denemek isterseniz elimde bulunan iki adet davetiyeyi meraklısıyla paylaşabilirim. Davetiyeler yorumlama aparatını kullanarak yorum yapan ilk iki kişinin olsun.
İlgili yazılar:
RSS aboneliklerinizi Skype ile okuyun
Skype ifadeleri
Skype konuşmalarınızı kaydedin
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz RSS aracılığıyla abone olarak gelecekte eklenecek yazıları da kolayca okuyabilirsiniz.
Photoshop’un web sürümü geliyor
Cnet’te yer alan habere göre Adobe Systems altı ay içinde popüler imaj işleme yazılımı Photoshop’un online versiyonunu çıkartacak. Adobe, Photoshop’un online versiyonu için herhangi bir ücret talep etmeyecek. Adobe icra kurulu başkanı Bruce Chizen yeni online servislerin var olan ürünlerin tamalayıcısı olacağını ve bu sayede yeni müşterilere ulaşmayı amaçladıklarını belirtiyor. Google ve diğer web uygulama geliştiricilerini yakından takip ettiklerini söyleyen Chizen bu şirketler web uygulamaları pazarını tamamen kontrol altına almadan bu pazarda yer almak istediklerinin altını çiziyor.
İlgili yazılar:
Lightroom’un ilk sürümü hazır
TV tadında Adobe Photoshop dersleri
Adobe Reader 8 çıktı
Adobe Reader daha hızlı açılsın
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz RSS aracılığıyla abone olarak gelecekte eklenecek yazıları da kolayca okuyabilirsiniz.
İlaç aramalarınız Microsoft’tan
Halihazırda sağlık ürünleri departmanı bulunan Microsoft, sağlık ve ilaç aramaları yapılabilen Medstory adlı arama motorunu satın alıyor. Microsoft’ta sağlık departmanının başında bulunan Peter Neupert ise bu satın alımın bir başlangıç olduğunu belirtiyor. Medstory adlı arama motoru internet kullanıcılarına sağlık ile ilgili konuları belirli başlıklar altında sunarak kullanıcıların kısa sürede doğru bilgiye ulaşmasını sağlıyor. Geçen sene yapılan bir araştırmada Amerika Birleşik Devletleri’nde günlük sekiz milyon insanın sağlıkla ilgili araştırma yapmak için interneti kullandığı belirlenmişti.
İlgili yazılar:
Seçenek = Dert
Vista için sistem gereksinimleri
Microsoft’tan gmail’e virüs uyarısı
Microsoft Virtual Earth 3D Beta’yı duyurdu
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz RSS aracılığıyla abone olarak gelecekte eklenecek yazıları da kolayca okuyabilirsiniz.
Kablosuz internet bağımlılık yapıyor
Amerika’da gerçekleştirilen bir çalışma kablosuz internet kullanıcılarının internet başında daha çok kaldıklarını ortaya çıkardı. BBC NEWS’de yer alan habere göre The Pew Internet and American Life Project tarafından gerçekleştirilen araştırmada internet kullanıcılarının %54′ünün gün içinde e-postalarını kontrol ederken bu oranın kablosuz internet kullanıcılarında %72′ye çıktığı görülmüş. Internet kullanıcılarının %17’si iş yerinde kablosuz ağı kullanırken bu oran ev içinde %20 olarak tespit edilmiş. Erkekler Internete kablosuz bağlanma oranında kadınları geride bırakmış. 18 yaş üzeri 2.373 internet kullanıcısıyla gerçekleştirilen çalışmanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
İlgili yazılar:
OLPC’den son gelişmeler
2006 çok arananlar listesi (Google)
Temel güvenlik kontrolü
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz RSS aracılığıyla abone olarak gelecekte eklenecek yazıları da kolayca okuyabilirsiniz.
3G’ye beş kala
Bu ayın 16’sında cep telefonu operatörlerinin 3G hizmeti vermeleri için önünün açılmasından sonra şimdi akıllarda 3G lisansı alacak operatörlerin 3G’yi Türkiye’de yaygınlaştırıp yaygınlaştıramayacakları sorusu var. Zira yurtdışında 3G sevdasından ağzı yanmış bir çok GSM operatörü bulunuyor.
Bugün Türkiye’de hizmet veren operatörler 3G desteği vermeye başlasalar 3G’den yararlanabilecek cep telefonu kullanıcı sayısı 750 bin en iyi ihtimalleyse 1,5 milyon. Yüksek lisans bedellerini bu kullanıcı kitlesinin cebinden çıkartamayacağınıza göre hem 3G telefon sahipliğini arttırmak hem bu kullanıcılara 3G’yi tanıtmak hem Türk kullanıcısına uygun içerik ve uygulamalar sunmak hem de bu kullanıcılardan yüksek bedeller talep ederek 3G kullanıcılarını ürkütmemek zorundasınız. Dolayısıyla Türkiye’de 3G hizmeti vermeye talip cep telefonu operatörlerini zorlu bir sınav bekliyor. Üstelik bu sınav öyle çok uzun bir zaman diliminde verilebilecek bir sınav da değil.
NTV’de yayınlanan Dünyayı Yönetenler adlı programa katılan Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv 3G’ye bu yıl başlayacaklarını söyledi. Sabah gazetesinde yayınlanan bir diğer haberde de Ciliv, Avrupalı operatörlerin başarısızlıklarını incelediklerini aynı hatayı tekrarlamayacaklarını söylüyor ama bunu nasıl başaracaklarına dair herhangi bir görüş belirtmiyor.
Avea Genel Müdürü Cüneyt Türktan ise lisans bedellerinin yüksekliğinden yakınıyor. Lisans bedellerinin düşürülmesini ya da Estonya örneğinde olduğu gibi lisansların bedelsiz olarak tahsis edilmesini savunuyor. 3G konusunda Telsim’den pek ses soluk çıkmazken bu üç operatör arasında 3G’ye en hazırlıklı ve istekli operatör Turkcell gibi görünüyor.
Türkler 3G’ye daha hızlı alışacak gibi iddialar ortaya atılsa da İspanya, İsviçre, Danimarka, Almanya, Portekiz gibi ülkelerde hüsranla sonuçlanan 3G’nin Türkiye ayağının akıbetini zaman gösterecek.
Bu site Hiperminimalist Theme'in modifiye edilmiş hali ile WordPress alt yapısını kullanıyor.
Sitede bulunan toplam yazı sayısı: 407. Yazılar ve yorumlar için RSS bağlantısı. © 2006 - 2010 Teknoist.com




